Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Görüntüleme Modu Konu Görünümü | Tam Görünüm
Kalp Kolleksiyoncusu [ 5. Bölüm geldi]

 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 6 Oy - Ortalama: 5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5




Uri
Yeni Üye

Üye Grubu

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   15
Üyelik Tarihi:   08.08.2012
Rep Puanı:   0
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 15
Üyelik Tarihi: 08.08.2012
Teşekkürler: 1
0 Mesajına, 0 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 163.99Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Utangac
Yorum: #1
Bug Kalp Kolleksiyoncusu [ 5. Bölüm geldi] - 10.08.2012, 17:29
(Bu konu en son: 13.07.2013 tarihinde, saat: 17:08 düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: Uri.)

Bu benim ilk hikâyem..
Umarım beğenirsiniz... Istiyorum

1. Bölüm

Spoiler:
Uri aynada kendine bakıyordu. Beyazlar içindeydi. Bu günün geleceğine ihtimal vermiyordu. Kahverengi saçlarını yandan sarkıtmıştı ki bu onu çok masum gösteriyordu. Gelinliğini incelemeye başladı. Baktı baktı. Bir an gözlerine takıldı. Bal rengi idi gözleri. Farklı ışıkta farklı renk oluyordu. Onları çok seviyordu. Her baktığında ne kadar güzel ve ne kadar etkileyici olduklarını düşünüyordu. Zaten Jacob ilk önce onun gözlerine vurulmuştu.
"Ah Jacob ne olurdu tartışmadan evlensek! Yaklaşık 2 saat sonra eşin olacağım ama işte.. Sen aynı ben aynı. Neyse zaten çok büyütülecek bir şey değil. Yalnızca salonla ilgili bir aksilik çıkmış. Birazdan arar herhalde. "
İçeri Luris girdi. Luris onun hem iş arkadaşıydı hem de dostu.. İnceledikleri ilk cinayeti anımsıyordu da.. Oldukça gülünçtü!
Luris: - Harika görünüyorsun!
Uri: - Abartma Luris.
Luris: - Yüzünü asık görüyorum. Mutlu değil misin?
Uri: - Mutluyum.
Luris: - Pek inandırıcı değilsin.. Benimle paylaşabileceğini biliyorsun..
Uri: - Pekala... İki saatten beri Jacob'a ulaşamıyorum.. Yani aslında.. Bir kaç saat önce onunla tartışmıştık azıcık..
Luris: - Azıcık?
Uri: - Evet büyütülecek bir şey değildi. Yani ben öyle düşünüyorum.. Salonla ilgili bir durum.. Ayarlama işini son güne bırakırsa olacağı bu..
Luris: - Hımm.. Benim bildiğim Jacob seni aramış olmalı..
Uri: - Sorunda bu zaten.. Hala aramadı.. Kötü şeyler olacak.. Hissediyorum..
Luris: - Bu boş düşüncelerini heyecanına veriyorum.. Boş şeyler düşünüp kendini üzme. Birazdan arar seni.
Uri: - Haklısın..
Martha: - Bizi biraz yalnız bırakabilir misin Luris?
Martha, Uri'nin annesiydi. Uri her ne kadar ondan nefret etsede..
Uri arkasına döndü ve ona baktı.. Martha onun bu bakışını çok iyi biliyordu.. Ona hep böyle bakardı: Nefretle!
Uri, Martha'nın yine bir şeyler saçmalayacağını biliyordu.
Martha: - Seni pek mutlu görmüyorum.. İstemiyorsan.. Unutma ki..
Uri cümleyi kesti..
Uri: - Cümlenin devamını getirmeyiniz Martha. Jacob'u sevmediğinizi biliyorum. Hatta nefretinizi.. Boşuna çaba sarfetmeyiniz.. Ben Jacob ile evleneceğim. Kararım kesindir ve sizede saygı duymak düşer..
Martha tebessüm etmeye çalıştı.
Martha: - Jacob bunu sana vermemi söylemişti..
Uri: - Onu ne zaman gördünüz?
Martha, Uri'nin sesindeki endişeyi anlamıştı..
Martha: - En fazla bir saat olmuştur...
Uri: - Peki ya sonra? Hiç gördünüz mü onu?
Martha: - Bunu neden soruyorsun? Yoksa seni bırakıp gitti mi? Ben biliyordum onun nasıl biri olduğunu..
Uri hiçbir şey söylemedi.
Martha: - Neyse ben sana Jacob'un hediyesini vereyim..
Kutuyu Uri'ye uzattı. Martha, Uri kendisine söylememiş olsada, Jacob'un ortalarda olmadığını biliyordu. Hiçbir şey söylemeden odadadan çıktı.
Uri kutuyu incelemeye başladı. Kutunun üstünde " Sevgilim Uri'ye" yazıyordu. Uri bu yazıyı görünce biraz şaşırdı çünkü Jacob ona hiç böyle hitap etmezdi.
" Sanırım kendini affettirmeye çalışıyor. Araması yeterli olurdu.. Ama olsun bu da güzel."
Uri gülüyordu. Luris haklıydı. Sanırım fazla heyecanlanmıştı.
Kutu siyahtı. Yazı ise kırmızı bir renkle yazılmıştı.
"Kırmızıyla siyahı her zaman uyumlu bulmuşumdur."
Kutuyu açtı. İçinde bir kolye vardı.


Spoiler:
Kolyenin taşı su damlasıydı. Gerçi damlanın başı biraz fazla sivriydi. Kişinin yaralanmasına sebep olabilecek kadar. Taşın rengi kırmızı,zincirin rengi ise siyahtı. Taşın etrafı küçük taşlarla işlenmişti. Bu taşların rengi siyahtı. Su damlasının tam ortasında yıldız şeklinde bir taş daha vardı. Bu taşın rengi de siyahtı. Kolyeyi kutudan çıkardı ve eline aldı. Eline aldığında bir şey farketti. Kolye açılabilen kolyelerdendi (İçine resim ya da başka bir şey konulanlardan). Kolyeyi açtı. Bir tarafta kendi resmi vardı, öteki tarafında ise süslü bir şekilde "URİ" yazıyordu. İnceleme işini bitirdikten sonra kolyeyi taktı.
" Jacob'un bu kadar zevkli olduğunu bilmiyordum. Onu arasam iyi olacak."
Odada telefonunu aramaya başladı.
Odanın duvarları krem rengindeydi. Kapının hemen solunda yatağı vardı. Yatağın tam karşısında ayna.. İşte kendine o aynada bakıyordu. Çok eski bir aynaydı.. Büyük büyük annesinden kalma. Martha vermişti ona. Odaya biraz göz gezdirdikten sonra masanın üzerinde duran telefonu farketti. Telefonu eline aldı ve odasına son bir kez baktı.
" Evlenelim.. İşte o zaman seni yeni odama koyacağım aynam.."
Odasından çıktı ve aşağıya indi. Luris gitmişti. Kendini koltuğun üstüne bıraktı. Gelinliğinin buruşmaması için olabildiğince hareketlerine dikkat ediyordu...
Telefonunu eline aldı. Jacob'un numarasını tuşluyordu ki telefonu çaldı. Arayan Jason'du. Telefonu açtı.
Uri: - Alo?
Jason: - Sesim geliyor mu?
Uri: - Eh işte.
Jason: - Seni bu mutlu gününde..
Uri: - Tebrik için mi? Geleceğinizi sanıyordum..
Jason: - Ah, tabi tebrik için...
Uri: - Teşekkür ederim de sen nerdesin? Sesinde tuhaf..
Jason: - Jacob..
Uri: - Jacob ne?
Jason: - Ona ulaşamıyorum.. Ve.. Nasıl söylenir ki..
Uri: - Ona bir şey mi oldu? Lafı dolandırma lütfen!
Jason: - Bir şey olduğu filan yok. Bir cinayet vakası var ve sana ihtiyacımız var acil..
Uri: - Luris'e söylesem o biraz ilgilense..
Jason: - O zaten burda. Herkes öyle. Bir tek sen yoksun..
Uri: - Tamam, hemen geliyorum.
"Bugün olur mu ki? Çok saçma. Bana ihtiyaç duyuyorlarmış. Kesin Jacob'un işi. Süpriz yapmayı sever.. Bakalım ne yapacak?"
Jason: - Alo? Sesin gelmiyor.
Uri: - Çünkü konuşmuyordum..
Uri güldü. Telefonun karşısındaki Jason da öyle..
Jason: - N... kasabasındaki hastanedeyiz. Zaten bir tane var.
Uri: - N... kasabasında ne işiniz var? Yolu tarif et.
Jason, Uri'ye yolu anlattı..
Uri gelinliğini çıkarmadı. Jacob'un orada olduğunu ve onunla orada evleneceklerini düşünüyordu. Evinden çıktı ve arabasına bindi. Hastaneye doğru yol alıyordu..
***
Uri: - Neler oluyor?
Uri hastaneye varmıştı. Jason'a hesap soruyordu.
Uri : - Jason! Beni buraya sen çağırdın.
Jason: - Hadi içeri gel.
Uri: - Bu Jacob'un bir süpriziyse.. Hastane pek hoş bir yer değil..
Jason cevap vermedi.
İçeri girdiler. Uri'nin gözüne Luris takılmıştı. Luris'in yüzü bembeyazdı. Sonra etrafına bakındı. Jason'un dediği gibi herkes burdaydı ama.. Hepsinin yüzü düşmüştü, herkes susuyordu. Bu işte bir anormallik vardı. Uri, Jason'a döndü. Jason, Uri'nin ne demek istediğini anlamıştı.
Jason: - Dediğim gibi seni cinayet vakası olduğu için çağırdık.. Yani göreceklerine hazır ol.. Biraz ilginç..
Uri: - Jacob da buralarda mı?
Jason: - Evet seni bekliyor..
Uri'yi morga götürdüler. Morg çok soğuktu. Bir o kadar da kasvetli.. Ölüm ile bağdaşan bir yer. Bir sürü odacıklar vardı ve o odacıkların üstlerinde ölü kişilerin isimleri yazıyordu. Tam ortada biri vardı. Masanın üstünde. İnceleyeceği kişi buydu. Üstü örtülüydü. Etrafına bakındı. Herkes ona dikatlice bakıyordu. Sanki ne tepki vereceğini merak ediyorlardı. Uri anlamıştı. Bir şeylerin ters gideceğini bekliyordu zaten. Ama yine de dua ediyordu, düşündüğü şey olmasın diye.. Ne yazık ki düşündüğü şey gerçekleşmişti: Örtünün altında Jacob'un cansız cesedi duruyordu...
2. Bölüm
Spoiler:
Örtüyü kaldırdılar. Uri nedense hiç şaşırmamıştı. Hatta bunu bekliyordu. Jacob'a baktı.. Gözleri açık ölmüştü. Uri, Jacob'un bu bakışını çok iyi biliyordu. Jacobla ne zaman karşılaşsalar ona böyle bakardı: Hayranlıkla.. Tabi bundan kimsenin haberi yoktu. Bunu kimseye söyleyemezdi de çünkü bu durumda kendisi şüpheli konumuna düşerdi. Cesede iyice yaklaştı. Saçlarını okşadı, o siyah saçlarını. Alnına doğru eğildi ve onu alnından öptü. Sonra elleriyle gözlerini kapattı. Bu Jacob'un kahverengi gözleriyle son bakışmasıydı. Gözüne başka bir şey takıldı. Göğsünde, kalbinin hizasında bir yarık vardı. Yarık derindi. Eğildi ve içine baktı. Kalbi yerinde yoktu. Yarığın kenarlarını inceledi, herhangi bir kesici aletle kesilmemişti. Elleriyle de yapamazdı yani yapması imkansızdı. Yarığın hemen yanında kolyesinde yazdığı gibi"Uri" yazıyordu. Bu dövmesinden haberi yoktu Uri'nin. Belkide ona bugün gösterecekti. 2 saat kala.. Evli olacaklardı ama olmadı..
Uri bir adım geriye çekildi. Her şey etrafında dönüyordu. Sendeledi. Masaya yaslanmaya çalıştı. Jason ona "İyi misin?" diye soruyordu. Fakat o cevap veremiyordu. Gözlerini tavana dikti. Ve sonra o gözler karanlıktan başka hiçbir şey göremez oldu..
***
Uri gözlerini açtı. Etrafına baktı. Evindeydi, kendi evinde. Sağında Luris solunda Martha vardı. Yatağında doğruldu. Luris onun yastığını kabarttı. Uri gözlerini Martha'ya dikti.
Uri: - Siz, onu siz öldürdünüz!
Martha sadece bakmakla yetindi. Uri ise sözlerine devam ediyordu.
Uri: - En başından beri onu sevmediniz. Ondan nefret ettiniz. En son da siz görüşmüştünüz onunla..
Luris: - Martha'ya haksızlık etmemelisin. Her şey açığa çıkacak. O katili bulacağız. Hadi sen dinlen.
Martha: - Gitsem iyi olacak Luris. Kızım sana emanet..
Martha kapıya yöneldi. Kapının kolunu tuttu.
Uri: - Bunu bana neden çok gördünüz anne?
Martha dönüp Uri'ye baktı. Uri ona ilk kez anne demişti. Tebssüm etti. Odadan mutlu bir şekilde ayrıldı ve ölümünü sessizlikle beklemeye başladı....
Spoiler:
Luris, Uri'yi teselli etmeye çalışıyordu.
Luris: - Her şey düzelecek. Katil bulunacak ve sonra..
Uri, Luris'in sözünü kesti.
Uri: - Onu aynı şekilde öldüreceğim!
Luris Uri'yi ilk kez böyle.. Bu kadar sinirli.. Gözlerindeki "kin"i görebiliyordu. Biraz korkmuştu. Tabi bunu Uri'ye belli etmedi.
" Seni öldürene ben de aynı şeyi yapacağım. Acımayacağım. Belki o katilden hiçbir farkım kalmayacak ama kalbim rahat olacak. Söz veriyorum Jacob. Hem sana hem kendime.."
Uri bir yandan bunu düşünürken diğer yandan da kendine şaşırıyordu. Jacob ölmüştü ama o hala soğukkanlıydı. Cesedi gördüğünde bile gözünden bir damla yaş gelmemeişti. Bu normal bir şey miydi?
Luris onu dikkatlice izliyordu.
Uri yatağından kalktı ve dolabına doğru yöneldi. Dolabın kapağını açtı, gelinliğini dolaptan çıkardı. Yatağın üstüne güzelce koydu. Buruşmamasına özen gösterdi. Gelinliğine baktı, baktı..
Luris: - Bu sana iyi gelmez.
Uri döndü ve Luris'e baktı. Cevap vermedi.
Luris: - Hadi, biraz dolaşalım.
Uri: - İstemiyorum.
Luris: - Hayır cevabını kabul etmiyorum küçük hanım. Her şey hazır!
Uri: - Luris ya..
Luris : - Hadi hadi!
Uri, çantasını çıkardı ve çantasına birkaç parça kıyafet koydu. Aşağıya indiler. Luris arabanın bagajını açtı ve çantaları arabaya yerleştİrdi.
Luris: - Her şey hazır. Yola çıkabiliriz.
Arabaya bindiler ve yola koyuldular..
Uri: - Nereye gidiyoruz?
Luris: - Süpriz olsun. Şöyle 1 hafta tatil yaparız ve sonra...
Uri, Luris'i dinlemiyordu. Laptobuna gönderilecek olan dosyayı bekliyordu. Luris bunu farketmişti.
Luris: - N... kasabasına gidiyoruz.
Uri: - Ne?! Neden daha önce söylemedin? Ekibin hepsi orada mı?
Luris: - Hayır, onların hiçbir şeyden haberleri yok. Dediğim gibi tatil amaçlı gideceğiz. İstersen başka bir yere de gidebiliriz..
Uri: - Hayır. Orası iyi. Cesedi inceleme fırsatı bulmuş oluruz. Detaylı bir şekilde..
" Ne gün ama! Bitmek bilmeyen. Sabah evleneceğim diye heyecanlıydım. Sonra ölüm haberi geldi ve bayıldım. Şimdi ise tatile çıkıyorum. Gerçi pek tatil denemez. Benim açımdan. Luris için bir şey söyleyemeyeceğim. O da beni mutlu etmeye çalışıyor. Katil ölmeden ben mutlu olamam. 25 Haziran bu günü unutmayacağım.."
Luris: - Dalıp gittin..
Uri: - Şu uzun günü düşünüyordum da.. Bir türlü bitmedi.
Luris: - Sana unut diyemem. Ama ne kadar hızlı olursa "unutma işi" o kadar az zarar görürsün. Sen zeki bir kızsın. O katili hemen bulacağından eminim. Senin için elimden geleni yapacağım. Birlikte başaracağız..
"Ah, ne vaat dolu sözler!" diye mırıldandı Uri.
Luris, Uri'nin dediğini duymuştu. Aldırış etmedi. Ne de olsa zor bir gündü Uri için.
Luris konuyu değiştirmeye çalıştı.
Luris: - Kolyen çok güzel.
Uri: - Teşekkür ederim.
Luris: - Ne zaman aldın?
Uri: - Bugün..
Luris: - Nasıl? Kim verdi?
Uri: - Jacob.. Jacob Martha'ya vermiş. Martha da bana..
Luris: - Tuhaf.. Neden Jacob sana kendi elleriyle vermemiş ki?
Uri: - Öleceğini biliyormuş gibi öyle değil mi? Bu yüzden Martha'dan şüpheleniyorum. En son Jacobla görüşen o. Hem Jacob'dan nefret ederdi. Bence o öldürdü...

Spoiler:
Luris: - Martha senin annen. Her ne kadar sen bunu kabul etmesende. Söylediğin şey mantıksız. Martha seni üzmek istemez.
Uri: - Burda Martha'dan konuşuyoruz. Beni her zaman üzmek istedi. Daha küçücükken beni yanlız bıraktı. Niçin? Para! Babam öldükten sonra Johnla evlendi. Nerede ne zaman tanıştıkları meçhul. Belli ki babam sağ iken görüşüyordu onunla.
Luris: - Seni düşündüğü için evlenmiştir. Onunla konuşmayı denedin mi hiç?
Uri: - Beni düşünen insan, ben daha 4 yaşımdayken beni yetimhaneye bırakmazdı. John beni istememişmiş. Ben 4 yaşımda neyi anlayabilirim ki? Acımasızlık! Bu yüzden ondan nefret ediyorum. Fabian..
Luris: - Fabian kim?
Uri: - Abimdi.
Luris: - Onu da mı yetimhaneye bıraktı?
Uri: - Bilmiyorum. Martha oğluna kıyamamıştır. Beni yetimhaneye verdiğinde Fabian 8 yaşındaydı. Ne kadar çok ağlamıştı arkamdan. Martha'ya yalvarıyordu. Ah abiciğim!
Luris: - Peki ya sonra?
Uri: - Beni bir aile evlatlık aldı. Ben büyüdüm. 16-17 yaşlarındaydım. Fabianla görüştüm. Beni aramış yıllarca. Zaten bir babamı bir de Fabian'ı çok severdim. Ama ikisi de öldüler..
Luris: - Ben çok özür dilerim.. Bilmiyordum böyle olduğunu.. Bana hiç anlatmamıştın..
Uri: - Boşver. Ben her şeyi unuttum. Artık umursamıyorum..
Luris: - Seni evlatlık alan ailen nerde?
Uri: - N... kasabasında..
Luris, Uri'nin sözünü kesmişti.
Luris: - Ah, desene ailenle tanışabileceğim..
Uri: - Hayır, maalesef tanışamayacaksın!
Luris: - Neden?
Uri: - Çünkü onlar öldüler. Mezarları orada.
Luris: - Tatil için pek iyi bir yer seçmemişim anlaşılan..
Uri: - Hayır. Bence her açıdan iyi bir yer..
Luris: - Martha'nın böyle bir şey yapabileceği hiç aklıma gelmezdi. Seninle çok ilgili görünüyordu..
Uri: - Vicdanını rahatlatmaya çalışıyor. Hepsi bu..
Luris: - Belli ki çok pişman olmuş..
Uri: - Hiç sanmıyorum.
Luris: - Bizimkiler otopsi raporunu göndermişlerdir. Laptobuna baksana.
Uri: - Evet aklımdan çıkmıştı. Konuyu değiştirme konusunda bir numarasın! Biraz önce katil olayını unutayım diye çabalarken şimdi geçmişi unutmam için çabalıyorsun.. Çok gereksiz. Boşuna uğraşma. Ne dünü ne de bugünü unutacağım.
Luris, Uri'ye dönüp baktı. Onun bu hali kendisini çok üzüyordu. Dostuydu. Dostlardı. Uri ona çok destek olmuştu. O da aynı şeyi yapmak istiyordu. Ama en iyisi susmaktı.
Luris bunları düşünürken Uri raporu inceliyordu..
Uri: - Bu imkansız!
Luris: - Ne oldu?
Uri: - Hiç bir parmak izine rastlanmamış! Açılan kesikte kesici herhangi bir aletle yapılmamış. Kısacası kocaman bir HİÇ!
Luris: - Şimdilik öyledir. Yani daha detaylı incelense.. Gerçi otopsi.. Ya bizde inceleriz. Emin oluruz. Mutlaka bir yerde fire vermiştir. Bir iz bırakmıştır..
Uri hemen telefonunu eline aldı. Jason'u arayacaktı.
Uri: - !? Jason arıyor. Eh tahmin etti tabi..
Uri: - Alo?
Jason konuşuyordu..
Uri duydukları karşısında şaşkına dönmüştü.
Luris: - İyi misin?
Uri'nin yüzü bembeyaz olmuştu. Ve ağzından yalnızca şu kelime çıkmıştı:
- ANNE!
Bu, Martha'ya " ANNE" deyişinin sonuncusuydu..

3. Bölüm
Spoiler:
Uri duydukları karşısında donup kalmıştı. Luris onu dikkatlice izliyordu. Yüzü düşmüştü. Üstelik ‘’anne’’ demişti. Neler oluyordu?
Luris: - Uri ne oldu?
Uri sessizliğini korumaya devam etti. Bir günde iki cinayet.. Bunu kaldıramazdı.
‘’ Nasıl olabilir? Kim yapıyor bunu bana? Benden ne istiyor ki? ‘’
SESSİZLİK
Luris, bir eliyle direksiyonu kontrol ediyor diğer eliyle ise Uri’yi dürtüyordu.
Luris: - Cevap ver! Martha’ya bir şey mi oldu?
Uri: - Geri dönüyoruz. Hemen!
Luris arabayı yolun kenarına çekti.
Luris: - İn arabadan biraz hava alalım.
Arabadan indiler. Luris meraklı gözlerle Uri’ye bakıyordu. Yoksa Martha yine bir şeyler mi yapmıştı?
Luris elini Uri’nin omzuna attı ve Uri’yi kendine doğru çevirdi.
Luris: - Evet, seni dinliyorum.
Uri Luris’e döndü. Martha’dan nefret etmesine rağmen yinede içinde bir burukluk vardı. Uri derin bir nefes aldı ve,
‘’Annem ölmüş’’ dedi.
Luris arkadaşına sarıldı.
Luris: - Ben Jason’u arayayım. Nerdelermiş öğreneyim..
Arabaya bindiler. Luris telefonunu cebinden çıkardı ve Jason’u aradı.
Luris: - Jason, nerdesiniz?
Jason: - N.. kasabasında
Luris: - Nasıl olur?! Martha orada mı ölmüş?
Jason: - Cesedi buradaydı. Komşusu bizi aradı.. Eve geldiğinde onu ölü bulmuş…
Luris: - Orada evleri mi varmış?
Jason: - Bunu sormadım. Yani sormak aklıma gelmemişti.
Luris: - Neyse boşver.. Biz hemen geliyoruz.
‘’ Martha’nın N.. kasabasında olması.. Bizim oraya gideceğimizi nereden biliyordu ki? Uri’ye sorayım en iyisi..’’
Luris: - N.. kasabasında Martha’nın ya da John’un evi var mı?
Uri: - Yok.
Luris: - Emin misin? Onlarla görüşmediğin için belki bilmiyorsundur.
Uri: - Eminim. Martha’yla pek görüşmesemde ne yaptıklarını biliyorum. Komşuları sağolsun. Her şeylerini anlatıyor. Marry teyze..
Luris: - Pekâla tamam.
‘’ Evleri yoksa eve nasıl gidebilir? Uri bilmiyor sanırım. Ya da ev başka bir ev.. John.. Aklıma başka kimse gelmiyor. Hem Martha’nın orada olması. Ona söylemedim ki. Uri zaten söylemez. Peki neden N.. kasabası? Başka bir yer de olabilirdi.. Birileri bir şeyler biliyor. Aramızdan biri.. Herkese söylemiştim Uri’yi N.. kasabasına götüreceğimi.. Jason, Gabriel, Anna.. Ekibin hepsi biliyor. Merkezden de izin aldım. Onlar da biliyorlar.. Offf.. Jacob’u da aynı kişi öldürmüş olabilir mi yoksa bunların hepsi tesadüf mü? Aynı gün içerisinde..’’
Luris’in düşünmesini Uri bölmüştü.
Uri: - Hâla ne düşünüyorsun? Hadi hemen gidelim!
Luris: - Ah, evet gidelim. Affedersin..
Yola devam ettiler..
Luris: - Annenin N…’de olması biraz tuhaf. Ona bir şey söylemiş olabilir misin?
Uri, Luris’İn sorduğu soruya şaşırmıştı. Bunu ondan beklemiyordu. Yani bu kadar mantıksız sorular sorabileceğini.. Sorusuna cevap vermedi.
Luris: - Ne düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Evet sorum mantıksızdı ama aklım almıyor. Sen söylemezsin zaten..
Uri: - Cevabını bildiğin bir soruyu niye soruyorsun ki?
Luris: - Jason’la konuşmalarımı duydun. Orada evleri varmış ve..
Uri: - Ya eminim diyorum. Evleri yok tabi John..
Luris: - Tabi ya John. Tek şüpheli aklıma başka biri gelmiyor. Ama yine de John’un günahını almayalım. Evleri var mı yok mu araştırırız, komşuları sorgularız. Yapacak çok iş var…
Uri: - Gözünde baya büyüttün. Merak etme çok uzun sürmez. Ya da sen yorgunsan dinlenebilirsin. Nasıl olsa tatil amaçlı gidiyorduk.
Luris: - Evet ama tatil yapacak kişi sensin ben değil.
Uri tebessüm etti.
Luris: - Ya seni anlayamıyorum. Yine de mutlu görünüyorsun. Bugün iki cinayet işlendi. Bir göz yaşı bile dökmedin. İstersen bir psikoloğa gidelim. Anormal bir durum. Aklıma başka şeyler geliyor.
Uri: - Ne gibi?
Luris: - Anlamış olmalıydın.
Uri: - Sadece senin ağzından duymak istiyorum..
Luris hiçbir şey söylemedi. Uri’nin cevabını bekliyordu.
Uri: - Senden.. bunu beklemezdim doğrusu… Belki de göz yaşlarımı kaybettim.. Mesleğim sayesinde. Sanırım ölen kişilerin yakınlarına soğuk davranmaktan. Ya da fazla kan gördüğümden. Bilemiyorum. Ama kaybettim. Belki de en son çocukluğumda ağlamışımdır. Beni yetimhaneye bırakırken. Ve Jacob’u öldürebileceğimi düşünmen.. Eğer öyle bir hedefim olsaydı çoktan yapmıştım. Onu asla öldürmem! Onu ne kadar çok sevdiğimi bir tek sen biliyorsun.
Luris: - Özür dilerim.. Saçmaladığım için.
‘’ Luris’in hak payı var. Ben de aynı şeyi düşünürdüm. Yani anormal bir durum. Mesleğimdendir ya. Yani öyle olmalı yoksa ben mi.. Yok artık daha neler! Katil olsam farkında olurum değil mi? Ya da kaçar giderdim. Saçmalamak bulaşıcı bir şey galiba.’’
Luris: - İşte geldik!
Spoiler:
Luris , Jason’u arayıp evin yerini öğrendi. Öğrendiğinde şok oldu çünkü bu ev Uri’yle kalacakları evdi.
‘’ Demek ki Martha bizim burada kalacağımızı biliyordu ve Uri’yi görmek için geldi. Başka bir açıklama gelmiyor. Ama ev.. Bu evi ben kiralamıştım ve evin sahibi bana boş olduğunu söylemişti. John kiraladı herhalde. Martha biliyordu desek, John’un evi kiralaması abes kaçmaz. Eşini mutlu etmek istemiştir diyebiliriz. Bu da şimdilik John’u masum gösterir. Gerçekleri merak ediyorum. Katili. Bir günde iki kişi ki büyük ihtimalle aynı kişi. Baya cesur biri.’’
Eve varmışlardı. Arabadan indiler.
Uri eve baktı. Önde ve arkada iki bahçesi vardı. Ön bahçesindeki çiçeklerle süs havuzu insanı cennette sandırırdı. Her renkten çiçekler vardı.
Bahçe kapısını açtı ve taş yoldan ilerlemeye başladı. Sağında ve solunda cennet vardı sanki. Tabi bunlar onun için bir anlam ifade etmiyordu. Evin kapısına vardı. Zili çaldı. Jason kapıyı açtı.
Jason: - Bu taraftan.
Uri ve Luris, Jason’un peşinden gittiler.
Evin içine girdiğinizde, evin salonu sizi karşılıyordu. Koyu kahve duvarları yüzünden eve ne kadar fazla ışık girsede , evi kasvetli gösteriyordu. Tıpkı filmlerdeki büyülü evler gibi.
Salon iki parçaya bölünmüştü. Sağ tarafında oturma grubu vardı. Sol tarafında ise mutfak vardı. Tam ortada yemek masası vardı. Uri tavana baktı. Tavandaki desenler oldukça ilginçti. Ejderhalar ve yılanlar.. Bahçe cennet ise evin içi cehennemdi. Dümdüz ilerlemeye devam ettiler. Ahşap merdivenler çıktı karşılarına. Yukarıya çıktılar. Yukarıda üç tane yatak odası vardı. Jason Martha’nın bulunduğu odaya yöneldi.
Uri odanın kapısını açtı ve içeriye girdi. Martha yerde uzanıyordu. Kan döşemelere iyice işlemişti. Uri cesede doğru eğildi. Aynıydı. Martha’da da bir yarık vardı ve yarığın yanında ‘’Uri’’ yazıyordu.
Uri bu yazıyı görünce ne diyeceğini şaşırmıştı. Bu yazıyı Jacob’ta görmüştü ve dövme sanmıştı. Biri bunu bilerek yapıyordu. Kendisini suçlu gibi gösteriyordu tüm olanlar. Etrafına bakındı. Herkes onu izliyordu.
Sonra döndü ve Martha’ya baktı. İçinden kahkahalar atıyordu. Sonunda Martha hak ettiği sonu bulmuştu. Kendine şaşırıyordu. Böyle biri miydi o? Annesinin arkasından ağlamayacak mıydı? Ya da onu hiç affetmeyecek miydi?
Jason: - Her iki olayla da bir ilgin var mı?
Uri dönüp Jason’a baktı.
Uri: - Sence? Bu soru saçmaydı biraz.
Jason: - Sen benim ne demek istediğimi anladın.
Uri sessiz kaldı.
Jason: - Neden cevap vermiyorsun?
Uri: - Yapmadığım bir şeyden dolayı hesaba çekemezsin beni. Soruların yanıtsız kalır.
Jason: - Sende farkındasındır ki cesetlerde ‘’Uri’’ yazıyor. Bu biraz..
Uri: - Tuhaf mı? Bence de öyle.
Jason: - Sadece tuhafla mı değerlendiriyorsun?
Uri: - Benden şüphelenmeni anlayabiliyorum. Ben olsam belki aynısını yapardım. Kendimi suçlardım.
Luris: - Uri suçlu olamaz Jason. Yani neden evleneceği gün eşini öldürsün ki? Ya da annesini?
Uri bu sözleri duyunca aklına Luris’le arabada yaptığı konuşma geldi. Tebessüm etti.
Jason: - Olabilir. Ama yinede yapmadı diye kesin bir şey konduramayız.
Uri: - Sorgulayabilirsin.
Uri kollarını uzattı.
Uri: - Hadi kelepçele ve merkeze götür beni.
Luris: - Saçmalama.
Uri: - O zaman şu tartışmayı bitirelim de cesede odaklanalım. Belki bir şey buluruz. Zaman kaybediyoruz.
Jason: - Herhangi bir fikriniz var mı?
Uri: - Aklımda iki seçenek var. Birincisi bana düşman biri çevremdekileri öldürerek bana acı vermeye çalışıyor. Ve en sonunda da benim canımı alacak. Daha doğrusu kalbimi. Cesetlerde kalpler yok. Her halde koleksiyon yapıyor. Sanki eline ne geçecekse. Her neyse. İkinci şık ise tam tersi. Bana hayran biri var ve… Bana acı veren herkesi öldürüyor. Yani acı vermekten kastım, Jacob’ta Martha’da tartıştıktan biraz sonra öldüler. Bu da şu anda çevremde olan birinin cinayetleri işlediğini gösterir.
Jason sırıttı.
‘’ Sen desene şuna katil benim diye.’’
Uri: - Ne düşündüğünü kestirebiliyorum Jason! Benden özür dileyeceksin katili bulduğumuzda.
Jason: - Tamam. Dileyeceğim. Ama sen isen hiç acımam baştan söyleyeyim.
Luris: - Yine mi? Saçmalamayı kesin artık!
Jason: - Birinci seçenek daha mantıklı.
Luris: - Bu arada John nerde?
Jason: - Ona bir şey söylemedim.
Luris: - Katil o olabilir mi?
Jason: - Herkes olabilir.
Uri cümledeki herkesi anlamıştı. Üstelemedi. Jasonla hiç uğraşamazdı. Canı yeterince sıkkındı. Bir günde iki cinayeti kaldırmaya çalışıyordu.
Luris: - Arasanıza..
Uri’nin cebindeki telefon çalıyordu.
Jason: - O kimin telefonu?
Uri: - Martha’nın. Çantasından aldım şimdi. John’un telefon numarası bende yok.
Luris: - Kim?
Uri: - John..
Jason: - Hadi açasana!
Uri telefonu açtı.
John: - Ah sonunda. Uri’nin yanında mısın?
Uri cevap vermedi.
Jonh: - Neden cevap vermiyorsun? Yoksa seni yine tersledi mi? Ben konuşacağım en sonunda şu kızla! Haddini bildireceğim. Seni üzmesine izin vermeyeceğim.
Uri: - Karşıdaki kişinin sesini duymadan konuşmak.. çok aptalca John.
John: - Uri?! Telefonun sende ne işi..
Uri: - Demek üzülmesine izin vermeyeceksin.. Ben üzülürken iyiydi. Ben acı çekerken. Beni yalnız bırakırken. Neyse şimdi bunları konuşmanın sırası değil. Sen nerdesin şu anda?
John: - N… kasabasına doğru geliyordum.
Uri: - Neden?
John: - Seni görecektik N…’deki evinize. Sen anneni aradın ve annen oraya doğru gidiyordu. Beni geri aramayınca merak ettim.
Uri: - Bir dakika. Ben Martha’yı mı aramışım?
John: - Bana öyle söylemişti.
Uri: - Öyle bir şey yok John.
John: - Nasıl yani? Öyleyse nerede?
Uri: - Belkide babamın yaşadığı şeyleri senin yaşama vaktin!
John: - Ne yani? Başka bir adamla mı görüşüyor?
Uri: - Ah bunu söylediğin iyi oldu. Artık eminim. Hayır o şu an yanımda.
John: - Telefonu versene ona.
Uri: - Maalesef veremem.
John: - Neden?
Uri: - Konuşacak durumda değil… Çünkü.. O..
John telefonun öbür ucundan gelen bu sese inanamıyordu. O ölmüştü ve kızı bundan hoşnut olurcasına bunu ona söylüyordu.
Uri: - Acı nasıl bir şey? Yalnızlık? Ne hissediyorsun?
Uri, John’un ağlama seslerini işitti. John’un Martha’yı öldüremeyeceğine kanaat getirdi. Kendisi nasıl Jacob’u öldürmediyse John da Martha’yı öldüremezdi.
Uri: - John. Hastaneye gel. N..’deyiz.
Uri telefonu kapattı.
Luris: - Ne diyor?
Uri: - O katil olamaz. Bundan eminim.
Jason: - Emin olmak için çok erken. Neyse ben ekibe söyleyeyim hasteneye götürelim şu cesedi de.

Luris: - Öyleyse bizde hastaneye doğru yol alalım..

Spoiler:
Jason: - Cesetler morga yerleştirildiler mi?
Gabriel: - Evet. Her şey hazır.
Jason: - Arkadaşlarım! Bir gün kalalım diyorum burada. Ne dersiniz?
Uri güldü. Hitap şekli çok komikti.
Uri: - Olur. Bence sakıncası yok.
Luris: - Aynen.
Anna: - Tamam da kaç kişi?
Jason: - Uri, ben, Luris, Gabriel ve sen.
Gabriel: - Benim içinde bir sakıncası yok.
Jason: - Şimdi kalınacak yer.. Uri, sizin evde kalsak olur mu?
Luris: - Yuh Jason! Biraz anlayışlı olmalısın.
Uri o sırada camdan bakıyordu. Kafasının içinde türlü türlü düşünceler geziniyordu.
‘’ Ben böyle biri miyim? Annemi en son gördüğümde bile ona bağırdım. Onu yanımdan kovdum. Bir kere bile onunla konuşmaya çalışmadım. Ona hep soğuk davrandım. Evet, belki yaptığı şeyler hiç hoş değildi ama eminim çok pişman olmuştu. Gerçi onu kaybettikten sonra… Hayır! Onu affetmeyeceğim! Bana yaşattıklarını unutmayacağım!
Uri bunları düşünürken herkes ona bakıyordu. Uri’den bir cevap bekliyorlardı ama Uri onları duymamıştı bile.
Luris: - Uri?
Uri: - Efendim?
Luris: - Cevabın nedir?
Uri: - Neye?
Luris: - Ev meselesi.
Uri: - ?
Luris: - Bizim evde kalalım diyorlar.
Uri: - Olur.
Jason derin bir nefes aldı.
Jason: - Tamam. Eve yerleşiriz bugün.
Luris: - John geldi mi?
Uri: - Şimdi hastaneye giriyor. Nedense hep senin cümlelerinin arkasından John çıkıyor.
Uri güldü.
Uri: - John çeker!
Luris de güldü.
Uri: - Ben gidip bir bakayım John’a.
Luris: - Tamam.
***
Uri: - John.
John: - Uri.
Uri: - Şimdi ne yapcaksın? Hayatına devam etmelisin..
John: - Mutlu gibi bir halin var.
Uri: - Yalan söyleyemem. Mutlu olmadım değil..
John: - Ve bana teselli vermeye geliyorsun.
Uri: - Yapmam gerektiği için yapıyorum.
John: - Annenle iyi geçinseydin, bunların hiç biri başımıza gelmezdi!
Uri: - Tabii. Benim suçum her şey!
John: - Eğer normal bir aile olabilseydik ne Jacob ölürdü ne de annen..
Uri: - Bu meselenin bizim aile ile ne ilgisi var ki?
John sessiz kaldı.
Uri anlamıştı. John bir şeyler biliyordu. Hem de katille ilgili. Bu kadar çabuk bulabileceğini düşünmemişti.
Uri: - Biraz yalnız kalmalısın. Hoşçakal!
John: - Benim olaylarla ilgim yok!
Uri: - Bunu söyleme gereği neden hissettin ki?
John: - Çünkü şüpheli ben gibi görünüyorum. Hatta tek şüpheli.
Uri arkasını döndü ve odadan çıktı.

John ağlamaya başladı. Birazdan onu tutuklamaya geleceklerdi. Uri bu yüzden odadan çıkmıştı.
Odaya biri girdi. John başını kaldırdı. Kapşonlu bir cüppe giymiş biri vardı karşısında. Siyahlara bürünmüştü. John yüzünü göremiyordu.
John: - Sen kimsin?
Kişi hiç cevap vermedi. John’a doğru yaklaştı. Kollarını iki yanına açtı. Sanki onu kucaklayacakmış gibi. Ama öyle olmadı. Ağzından birkaç kelime döküldü. John bu kelimelerin anlamlarını bilmiyordu. Yüzünü görmeye çalıştı. Gözlerinde yaşlar olduğundan bulanık görüyordu. Gözyaşlarını sildi. Aldığı bir darbeyle yere yığıldı. Şimdi kişinin ayaklarının dibindeydi. Acı içinde kıvranıyordu. Ağzı ve burnu kanıyordu.
Zar zor ‘’Kimsin sen?’’ dedi. Yüzüne iyice baktı ve kim olduğunu çıkardı.
Kişi sırıtıyordu.
Katil: - Senin sonunum.
John ‘’Ama sen..’’ diyebildi.

Spoiler:
Ekip eve yerleşmişti.
Jason: - Ah yorucu bir gün..
Gabriel: - Evet sana katılıyorum. Saat geç olmuş. Yatalım artık.
Luris: - Evet. Uri hadi odamıza çıkalım.
Uri: - Canım istemiyor.
Luris: - Peki. Hadi Anna yatalım biz.
Anna: - Tamam. Hepinize iyi geceler!
Uri: - Size de.
Luris ile Anna odalarına çıktılar.
Gabriel: - Jason..
Jason : - Sen yat ben birazdan gelirim.
Gabriel tebessüm etti.
Gabriel: - Anladım.
Gabriel odasına çıktı.
Evde sessizlik hakimdi.
Jason Uri’yi böyle sessiz görünce üzülüyordu. Onunla atışmaya alışkındı.
Jason: - Hiç konuşmuyorsun?
Uri: - Neden konuşayım ki? İki lafından biri ‘’Sen katilsin’’ oluyor.
Jason: - Ben sana hiç öyle bir cümle kurdum mu?
Uri: - Dolaylı olarak.
Jason: - Sonuçta ben öyle bir cümle kurmadım. Sen öyle anlamak istemişsin.
Uri gözlerini Jason’a dikti. Onu küçümsüyormuş gibi baktı. Sonra tebessüm etti.
Jason bu bakışın ne demek olduğunu anlamıştı. Uri’nin gülümsemesi onu mutlu etmişti.
Jason: - Ben amacıma ulaştım. Yatıyorum.
Uri: - Ne amacı?
Jason: - Seni güldürecektim. Sende gülümsedin. Benim işim bitti.
Uri tekrar gülümsedi.
Uri: - Hep böyle değil mi? En sonunda yalnız kalırsın.
Jason: - Yanından gitmemi istemiyorsan başka..
Uri: ¬- Hayır git yat. Baş belası.
İkisi de güldü.
Jason: - Hadi sen de. Bugün yeterince zordu.
Uri: - Evet.
İkisi de odalarına yöneldiler.
Jason: - İyi geceler!
Uri: - Sana da.
Uri odasına girdi. Anna ve Luris uyuyorlardı. Uri kendini yatağına attı. Gözlerini tavana dikti. Geçmişini düşündü. Küçücükken terkedilmesini, yalnız kalmasını. Sonra bir ailenin onu evlatlık edinmesini. Fabian’ı bulup, onu da kaybetmesini. Üvey ailesini kaybetmesini. Jacob’u kaybetmesini. Küçüklüğünden beri birilerini kaybetmesini. Ve son olarak Martha’yı kaybetmesini.
Şimdi de çektiği acıları düşünüyordu. Onu en çok Jacob’un ölümü üzmüştü. Babasını ve abisini küçükken kaybettiğinden zaman ona unutturmuştu. Gerçi acısı hâlâ kalbindeydi.
Hepsinin acısı kalbindeydi. Ama küçüktü her şeyi kabullenmişti. Arkalarından koşmamıştı. Şimdi ise katilin peşini bırakmayacaktı. Pes etmeyecekti ta ki aynı acıyı katile çektirene kadar.
Yıldızların ışıkları odasını aydınlatıyordu.
Uykuya dalmıştı.
Spoiler:
Sabah olmuştu. Güneşin ışığı Uri’yi uyandırmıştı. Tam yüzüne vuruyordu. Güneş onun yüzünde doğmuştu. Etrafına bakındı. Anna hâlâ uyuyordu. Aşağıdan sesler geliyordu. Yataktan kalktı ve banyoya yöneldi. Yüzünü yıkadıktan sonra günlük kıyafetlerini üzerine geçirdi ve aşağıya, Luris’in yanına indi.
Aşağıya indiğinde Jason ve Gabriel’in salonda uyuduklarını gördü. Televizyonun yanında oyun konsolu gördü.
‘’ Belli ki oyun oynamışlar. Çocuk gibiler.’’
Uri mutfağa yöneldi. Luris kahvaltı hazırlıyordu.
Uri: - Günaydın!
Luris: - Günaydın!
Uri: - Yardımcı olayım.
Luris: - Masayı kurabilirsin.
Uri: - Hay hay!
Luris’in telefonu çaldı.
Arayan Eric’ti.
Luris: - Alo?
Eric: - Alo? Bayan Luris?
Luris: - Sizi dinliorum.
Eric: - Bay John hastanede ölü bulundu.
Luris: - ? Nasıl?
Eric: - Aynı şekilde ölmüş. Diğer cesetlerle olan detaylar aynı.
Luris: - Anladım. Şey rica etsem.. Hastanenin kamera kayıtlarını buraya getirebilir misiniz?
Eric: - Ayarlamaya çalışırım.
Luris: - Teşekkürler Eric.
Eric: - Rica ederim.
Uri masayı hazırlamıştı. Luris’in yanına geldi.
Uri: - Arayan kimdi?
Luris: - Eric. Hastanedeki bir doktor. İlaçlarımı buraya getirecek. Biraz üşütmüşümde.
Uri gülümsedi.
Uri: - Sen kimi kandırıyorsun? Güldürme beni.
Luris: - Ben kimseyi kandırmıyorum!
Uri: - Neden bağırdın ki şimdi? Bağıracağın bir şey söylememiştim. Ama buradan kesinlikle eminim Eric ile bir şeyler karıştırıyorsunuz. Öğrenmek için uğraşmayacağım.

Bağırışmalardan dolayı Jason ve Gabriel uyandılar. Etrafa bakındıktan sonra uykularına geri döndüler.
Luris: - Özür dilerim. Haklısın sana bağırmamalıydım.
Uri: - Özür dileme Luris. Bana bağırarak ölüm fermanını imzaladın.

4.Bölüm
Spoiler:
Gabriel: - Off bir uyutmadınız! Sabahtan beri neyi tartışıyorsunuz?
Uri: - Sana da günaydın Gabriel!
Jason: - Neden tartışıyorsunuz?
Uri: - Önemli bir şey değil.
Gabriel: - Luris’in nesi var? Korkmuş görünüyor.
Luris: - Ha, ne? Yok, bir şeyim. İyiyim. Sadece Uri’nin söyledikleri..
Gabriel: - Ne söyledin ona?
Uri dönüp Luris’e baktı.
‘’ Ah ağzında bir şeyi tutamıyorsun ki’’
Uri: - Ölüm fermanını imzaladın Luris dedim. Oldu mu? Geçti mi merakın?
Gabriel: - ? Neden böyle bir şey söyledin ki? Ne demek bu?
Uri tekrar Luris’e baktı. Gözlerindeki korkuyu görebiliyordu. Gözlerinin mavi olması bu korkuyu daha çok gösteriyordu.
Jason: - Senden bir cevap bekliyoruz…
Uri: - Masada konuşuruz. Herkes toplansın. Hadi Luris masayı hazırlayalım.
Luris: - Senin masayı hazırladığını sanmıştım.
Uri: - Eksik olan şeyler var.
***
Mutfağa geçtiler.
Luris: - Sözlerini söylerken o kadar ciddiydin ki…
Uri: - Korktuğunun farkındayım. Korkmalısın da. Daha doğrusu korkmalıyız.
Luris: - Neden?
Uri: - Siz dalga geçsenizde, saçmalık desenizde size söylediğim gibi. Benimle tartışan ya da bana bağıran insanlar ölmeye başladı. Ölmenizi istemiyorum. Dünkü cinayetler yeter. Size bana sinirlenmeyin diyemem. Ama yine de kendiniz için dikkat edin.
Luris: - Bu durumda ben.. Ölecek miyim?
Uri: - Bilmiyorum. Bu yalnızca bir tahmin. Olmayadabilir.
Anna: - Günaydın!
Uri: - Günaydın!
Anna: - Yardımcı olayım. Bunlar mı gidecek?
Luris: - Evet, sana zahmet.
Anna: - Ne demek vazifemiz.
Jason: - Yardıma ihtiyaç var mı?
Uri: - Salonda oturduğun yerden bağırarak yardımcı olamazsın! Buraya gelmelisin.
Jason mutfağa yöneldi.
Jason: - Evet sizi dinliyorum.
Luris: - Fırına gidip ekmek almalısınız.
Jason: - Hay hay. GABRİELLL!!!
Gabriel: - Duydum. Hadi gidelim.
Paltolarını giydiler. Dışarı çıktılar. Arabaya doğru yöneldiler ve arabaya bindiler…
Spoiler:
Arabada…
Jason: - Nerede şu fırın?
Gabriel: - Burada fırın mı varmış?
Jason: - Hah! Ne kadar küçümsedin kasabayı! Tabi ki vardır.
Gabriel: - Neyse. Uri bize bir şeyler söyleyecekmiş. Sence ne olabilir?
Jason: - Cinayetlerle ilgilidir heralde.
Gabriel: - Bence de. Sabah Luris’le tartışıyorlardı.
Jason: - Evet, ben de duydum.
Gabriel: - Peki, Uri’nin kullandığı cümleye ne diyeceksin? Luris ile aynı odada kalması… Uri fazlasıyla şüpheli. Bence onu öldüre…
Jason: - Saçmalama! Onlar dostlar biliyorsun. Öyle bir şey yapmaz!
Gabriel: - Neden onun katil olabileceğini düşünmüyorsun?
Jason sorunun altında yatan imayı anlamıştı.
Jason: - Bunu bana mı söylüyorsun? Kıza sürekli baskı yapan benim.
Gabriel: - Hadi Jason! Beni kandıramazsın. O baskı dediğin şeyler şaka üzerine kurulu. Ciddi değil. Duygularını işine karıştırma. Sonunda büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsin.
Jason: - Sen neden böyle düşünüyorsun? Kesin o katilmiş gibi..
Gabriel: - Çünkü mantıklı tek kişi. Sen ya da ben değiliz ya! Ama bir yandan da Jacob’u düşünüyorum.. İnsan sevdiğini öldürebilir mi ki?
Jason: - Bence de. Jacob’u çok seviyordu. Onu öldürmez.
Gabriel: - Evet, haklısın. O zaman… Uri’yi seven biri bunu yapıyor diyebilirz..
Jason: - Ne demek istediğini anladım.
Gülüştüler.
Gabriel: - Şöyle bir düşünürsek.. Martha’nı ölümü. Uri onu sevmiyordu. Hatta nefret ediyordu. Ama öldürecek kadar olduğunu sanmam. Sonuçta annesi. Jacob’u da öldürmez. Ama tuhaf olan cesetlerin üstlerindeki yazılar ve Uri’nin verdiği tepkiler. Yani kız ağlamadı. Hadi Martha neyse de ya Jacob? Anormal bir durum.
Jason konunun kapanmasını istiyordu. Gabriel’in sözünü kesti ve
‘’Ah, işte fırın.’’
Dedi.
Spoiler:
Anna: - Nerede kaldılar?
Luris: - Bu yerin yabancısıyız. Bulamamaları normal..
Anna: - Uri nerde?
Luris: - Bahçeye çıkıp hava alacağım demişti.
Anna: - Zor günler geçiriyor.
Luris: - Evet, ona yardım edememek bana çok dokunuyor.
Anna: - Yalnız kalmak istiyor hepsi bu! Senden soğumuş değil ya. Zaman onu tedavi edecektir. Eski haline döner.
Luris: - Yine de ona bir bakayım.
Anna: - Sen bilirsin.
Luris mutfaktan çıktı ve bahçeye doğru yöneldi. Uri bahçede oturuyordu. Düşüncelere dalmıştı.
Luris: - Seni rahatsız edebilir miyim?
Uri tebessüm etti.
Uri: - Tabi ki!
Luris: - Ne düşünüyorsun?
Uri: - İnsanları seyrediyordum. Bir şey düşünmüyordum.
Luris: - Hmm. Pek öyle görünmüyor oysa.
Uri: - Sadece… Bu kasabada ne kadar çok evli çiftler var. Hepsi de gençler ve onlara baktıkça aklıma Jacob’la gerçekleşemeyen evliliğimiz geliyor. Aslında gördükçe… Sinirleniyorum. Kıskanıyorum. Evli çiftleri görünce… Onların ölmesini istiyorum!
Luris: - Sakin ol! Sen evlenemedin diye onların ne günahı var?
Uri: - Evet, onlar suçsuz. Sadece.. Çekemiyorum. Hepsi bu.
Luris hiçbir şey söylemedi. Ne söyleyebilirdi ki? Uri acı çekiyordu. Zamana ihtiyacı vardı. Düşünceleri değişecekti ve bir gün Uri mutlu olacaktı. Eskisi gibi olacaklardı. Sürekli güleceklerdi.
Uri dışarı baktıkça bu kasabada ne kadar çok evli çiftlerin olduğunu görüyordu. Hepsi mutluydu. Yüzlerinden gülücükler eksilmiyordu. Kimisi çocuğunu gezdiriyordu kimisi bebek bekliyordu. Aile kurmuşlardı. Jacob ile o da bir aile kuracaklardı ama kuramamışlardı. Artık evlilik kelimesini duymak istemiyordu.
Luris, Uri’yi izliyordu. Yine düşüncelere dalmıştı.
Uri, Luris’in kendisini seyrettiğini farketmişti.
Uri: - Nasıl görünüyorum?
Luris: - Aynı.
Uri: - Kaygısız, umursamaz gibi mi? Delirmiş gibi mi? Nasıl?
Luris: - Her zamanki gibi. Sanki hiçbir şey yaşamamışsın gibi.
Uri: - Öyleyse vücüdum doğru tepki vermiyor.
Luris: - Eh, bu konuda haksız sayılmazsın.
Uri: - Hayatım tamamen bitmiş gibi davranmak..Çok saçma. Ölenle ölünmez diye boşuna dememişler.
Luris: - Tabi ki saçma. Dediğinde haklısın ölenle ölünmez ama…
Uri: - Yine de insan üzülmeli değil mi? Bunu bile bilmiyorum. Üzülüyor muyum? Tek bildiğim… İçimdeki öfke! Katile duyduğum kin!
Luris: - Sen çok değiştin. Ağlamamana bir şey diyemem ama öfken… Hiç böyle görmemiştim seni. Sinirlenmeni anlıyorum ama sinirinin boyutu baya fazla. Bu sana zarar verir.
Uri: - Biliyorum.
Luris: - Güzel. Öyleyse daha dikkatli olacağından eminim. Kendini düzelteceksin. Yine eskisi gibi sürekli güleceğiz.
Uri tebessüm etti.
Luris’in telefonu çalıyordu.
Luris: - İzninle.
Uri: - Bizimkiler mi?
Luris: - Hayır.
Luris telefonu açtı.
Luris: - Alo?
Eric: - Alo?
Luris: - Sizi dinliyorum.
Eric: - Kasetleri hazırlardım.
Luris: - İzledin mi peki?
Eric: - Evet.
Luris: - Neler var içinde?
Eric: - Sizin görmeniz lazım.
Luris: - Tamam. Ben müsait bir zamanda gelir alırım.
Eric: - Ben getiririm size.
Luris: - Zahmet olacak.
Eric: - Rica ederim.
Luris: - Bir şey sormak istiyorum.. Uri mi?
Eric: - Biri var ama Uri mi bilmiyorum..
Luris: - Teşekkür ederim. Hoşçakalın.
Eric: - İyi günler.
Luris telefonu kapattı. Uri ona bakıyordu. Adının geçtiğini duymuştu.
Uri: - Kimdi arayan?
Luris: - Eric.
Uri: - Hadi içeri geçelim.
İçeri girdiler. Anna salonda oturuyordu.
Anna: - Gelen giden var mı? Konuştunuz mu hiç?
Luris: - Bizimkilerden daha ses seda yok. Ama Eric gelecek.
Anna: - Şu doktor olan. İlaç mı getirecek. Hastayım diyordun?
Uri: - İnanmış mıydın?
Anna: - Evet.
Uri güldü.
Uri: - Başka bir sebep var da bize söylemedi henüz.
Luris: - Ah, tamam. John ile ilgili.
Uri: - Ne olmuş John’a?
Luris: - Hastanede ölü bulunmuş aynı şekilde. Ben de Eric’ten hastanenin kamera kayıtlarını istedim. Böylece katili bulmaya yaklaşırız ve belki de… Katili yakalarız.
Uri: - Yani John ölmüş mü? Ne zaman söyledi sana bunu?
Luris: - Bu sabahki ilk konuşmamızda.
Luris kazanmış gibi hissediyordu. İçindeki ses ona katilin Uri olduğunu söylüyordu. Diğer yandan ise Uri onun en yakın arkadaşıydı. Onu kaybetmek istemiyordu ama söz konusu insan hayatı olunca akan sular duruyordu.
Spoiler:
Andrew: - Bay Martin. Yine bir sürü şikâyet mektubu geldi.
Martin: - Off. Kim yapabilir bunu?
Andrew: - Ölümler devam ediyor.
Martin: - Bu sabah başladı değil mi?
Andrew: - Evet. Evlerinde ölü bulunmuşlar. Polisler katili arıyorlar ama hiçbir ize rastlamamışlar. Sadece cesetlerde ‘’Uri’’ yazıyormuş. Başka bir şey bulamamışlar.
Martin: - Kasabanın polisleri bir şey yapamıyor… Kasabaya yeni bir grup gelmiş. Sanırım polislermiş. Onlarla bir irtibata geç. Yardımcı olabilirler.
Andrew: - Anlaşıldı.
‘’ Bunu kim yapıyor olabilir ki? Ya da nasıl yapıyor? Bu kadar çok kişiyi… Hepsi de gencecik. Kim kıyar onlara? Ve neden hep evli çiftler ölüyor? Bir grup olmalı. Profesyonel bir grup. Hiç iz bırakmadan. Bu işi hemen halletmeliyim. Daha fazla kişi ölmemeli.’’
***

Jason: - Teşekkürler.
Jason ve Gabriel fırından çıktılar.
Gabriel: - Çok acıktım! Kızlarda sıkılmışlardır. Hadi gidelim bir an önce.
Jason: - Çok kızacaklar.
Gabriel: - Hadi hadi.
Jason ve Gabriel arabaya doğru yönelirlerken bir adam onların yolunu kesti.
Andrew: - Siz polissiniz değil mi?
Jason: - Eh, öyle diyelim. Peki siz…
Andrew: - Ben bu kasabanın başkanının yardımcısıyım.
Jason: - Sizi dinliyorum.
Andrew: - Bu sabah aldığımız habere göre, kasabanın yeni evli çiftleri… Bir iki yıllık ya da aylık.. Hepsi öldüler. Kasabamızın polisleri araştırdılar lakin.. Hiçbir şey bulamamışlar. Cesetlerin incelenmesi için daha profesyonel kişilere ihtiyaçları olduklarını söylediler. Öyle bir ekibin de buraya gelmesi ayları bulur! Katil daha fazla kişi öldürmeden durdurulması gerek. Sizin de bu konuda uzman olduğunuzu duyduk. Ve ekibinizle birlikte buradaymışsınız. Rica etsem..
Jason: - Sizi anlıyorum. Tabi hemen bir cesede bakalım. Sonra ekiple birlikte kapsamlı araştırırız.
Andrew: - Birkaç tane cesedi hastaneye gönderdim. Ötekiler toplu bir şekilde gömülecekler. Sanırım birkaç tanesi size yeter.
Jason: - Evet. Yeter.
Gabriel: - Biz hemen gidelim o zaman.
Jason ve Gabriel hemen hasteneye doğru yola koyuldular…

***

Jason: - Eric nerdeler?
Eric: - Morgda.
Doğruca morga gittiler.
Jason: - İnceledin mi?
Eric: - Eh, sizin kadar anlamasamda.. Aynı şekilde ölmüşler. Martha gibi.
‘’ O kadar kişinin aynı şekilde ölmesi.. Bu tesadüf olamaz. Sabahtan bu yana bu kadar çok kişi.. Uri yapıyor desek imkânsız! Hem evde. Bir grup yapıyor olmalı. Peki ama neden cesetlerde ‘’Uri’’ yazıyor? Aynı yerde. Yarıkların yanında. Belki de Uri haklıdır. Bir hayranı vardır ve o.. Uri’yle mutlu olamayacaksa, kasabadaki gençlerde… Bu kim? Kasabalı olmalı ya da kasabayı iyi bilen. Aynı zamanda Uri’yi tanıyan.. Yirmi kişi.. Hemde bu sabah… Kasabalı.. Tabi ya! John! Ondan başkası olamaz!’’
Gabriel: - Hey Jason! Jason!
Jason: - Hadi gidelim kızlar merak etmişlerdir.
Gabriel: - Bu olayla ilgileneceğiz Bay..
Andrew: - Andrew. Teşekkür ederim.
Jason: - Vazifemiz.
Eric: - Sizinle gelebilir miyim? Lurisle buluşacaktık zaten.
Gabriel şaşırmıştı. Lurisle ne zaman bu kadar samimi olmuştu?
Gabriel: - Elbette.
Hastaneden dışarı çıktılar. Arabaya bindiler. Eve gideceklerdi.
‘’ John. Başkası olamaz.’’
Bunları düşünen Jason, John’un öldüğünü bilmiyordu..


5.Bölüm
Spoiler:
Uri: - En iyisi aramak. Gelecekleri yok! Bir saat oldu. Gabriel’i arasana Luris.
Luris: - Evet arayayım bari..
Luris telefonu tuşarken kapı çaldı.
Anna: - Sanırım geldiler.
Luris kapıyı açtı.
Luris: - Nerde kaldınız siz?
Jason: - Ah, hiç sorma uzun hikaye.
Gabriel: - İçeri girsek olmaz mı?
Luris tebessüm etti.
Luris: - Hadi girin içeri.
İçeri girdiler.
Uri: - Öldük açlıktan!
Gabriel, Jason’a doğru eğildi ve
‘’ Vıdı vıdı vıdı vıdı’’ dedi.
Uri: - Bunu duydum!
Gabriel: - Neyi duydun?
Uri: - Gabrielll.
Gabriel: - Jason ben bir şey dedim mi ki?
Jason: - Hayır.
Gabriel ve Jason güldüler.
Uri’nin gözü gelen yabancıya takılmıştı. Yanına doğru gitti ve
‘’ Hoşgeldiniz Bay Eric’’ dedi.
Eric: - Hoşbulduk Uri.
Uri ilk defa gördüğü bu adamın kendi ismini bilmesine şaşırmıştı.
Uri: - Adımı nereden biliyorsunuz?
Eric: - Ah, hastanede çok popülersiniz. Her cesette adınızı görüyoruz. Sizi tanımamak mümkün mü?
Uri bu alaycı cevaptan hiç hoşlanmamıştı. Aynı şeyi o da vurguluyordu. Katilin kendisi olduğunu.
Eric: - Cesetleri inceleyen dokturum ben. Beni tanımış olmalısınız.
Uri: - Hayır. Sizi ilk defa görüyorum.
Eric: - O kargaşada beni farketmemeniz çok doğal.
Uri: - Sizi farketmemi mi istiyorsunuz?
Eric bu cevabın üstüne hiçbir şey söylemedi. Eğer devam ederse yanlış anlamalar olacağını düşündü.
Anna: - Hadi kahvaltıya!
Herkes masaya oturdu. Bir yandan kahvaltılarını yapıyorlar, bir yandan da konuşuyorlardı.
Jason: - Senin bize söyleyeceğin bir şeyler vardı Uri?
Uri: - Ah, şey.. Kendi teorilerimdi. Yani önemli şeyler söylemeyecektim.
Anna: - Seni dinliyoruz. Her şey önemli.
Eric: - Evet, vereceğiniz en ufak bir bilgi bizi çıkışa götürebilir.
Uri: - Bilmediğim bir şey hakkında size bilgi veremem.
Eric: - Hatta, bazı sırlar açıklanabilir. Katilin kim olduğu gibi.
Uri, Eric’e onu küçümsercesine baktı. Söylediği cümleye cevap verme tenezzülünde bile bulunmadı.
Jason: - Her neyse. Şu on sekiz kişi olayı da var başımızda…
Luris: - ? Hangi on sekiz kişi?
Jason: - Bu sabah kasabanın evli çiftlerinden on sekiz tanesi ölmüş. Hepsi de yeni evliler.
Luris: - Bu mümkün mü? Katil aynı kişi mi?
Jason: - Evet. Cesestlerde aynı izler var…

Spoiler:
Uri şaşırmıştı. Bu şaşkınlığı yüzüne vurmuştu ve Eric bunu farketmişti.
Eric: - Ne oldu Uri? Yoksa bunu bilmiyor muydun? Ya da işler hesapladığın gibi gitmedi mi? Elli kişi ölecekken on sekiz az mı geldi yoksa?
Jason: - Eric yeter artık!
Eric: - Afedersiniz ama… Sizde farkındasınız ki başka şüpheli yok!
Anna: - Kızı bir konuşturmadınız!
Uri: - Önemli değil. Söyleyeceklerimin bir önemi yok zaten. Karar verilmiş baksana! Katil benim!
Anna: - Ah, hadi yapma! Takılıyorlar sadece. Öyle değil mi Eric?
Eric: - Elbette öyle. Neden ciddiye aldın ki?
Uri bu sorudaki imayı anlamıştı. Ama ona cevap yetiştirmek yerine düşüncesiyle meşgüldü.
‘’Jacob onunla tartıştıktan kısa bir süre sonra öldü. Martha’da öyle. Ve şimdi ise bu sabah söylediklerimden sonra yine birileri öldü. Sadece John sağ. Bu durumda katil ben olamam. Çünkü bu sabah evdeydim. Ama kendimi aklamayacağım. Çünkü buna ihtiyacım yok! Ama bu da tek şüpheliyi John yapar. Ya da Eric! Bu kasabayı bilen ve geldiğinden beri bana takıntılı olan… Takıntılı tabi ya! Kesinlikle o! Eric! Bakalım biraz da ben seni sorgulayayım. Eh, ne de olsa bu konuda uzmanım. Benimle uğraşmanın cezasını çekeceksin.’’
Uri: - Ciddiye almamıştım. Eric söylesene sen ne zamandır bu kasabadasın?
Eric bu soruyu neden sorduğunu anlamamıştı.
Eric: - Neden sordun ki?
Uri: - Merak…
Eric: - Sanırım beş yıldan fazla oluyor.
Uri: - Yani burayı iyi biliyorsun.
Eric: - Evet, öyle denilebilir.
Jason, Uri’nin nereye varmak istediğini anlamıştı. Çünkü o da aynı şeyleri düşünüyordu. Fakat ona göre şüpheli John’du. Tabi öldüğünden haberi yoktu. Hiçbir şey demeden ikisinin atışmasını dinlemeye koyuldu.
Uri: - Peki neden sürekli benden şüpheleniyorsun? Senden mantıklı bir açıklama bekliyorum. Seni ilk kez görüyorum ama… Sen neredeyse seni tanımamamla suçluyorsun beni. Geldiğinden beri bana sataşıyorsun. Buna mana veremiyorum doğrusu…
Jason: - Uri haklı. Geldiğinden beri Eric, sürekli Uri’yle uğraşıyorsun. Neden?
Eric: - Söylediğim gibi tek şüpheli o.
Uri: - Düşüncene saygılıyım.
‘’ Uri… Dediği gibi gerçekten ona takıntılı biri bunları yapıyorsa… Eric. Kendini ele verdi. Sanırım kovalamaca bugün bitti.’’
Luris: - Jason? Daldın gittin. Her şey önünde duruyor. Yesene.
Anna: - Ben hala Uri’nin söyleyeceğini bekliyorum…
Uri: - Ah, afedersin. Söyleyeyim. Bana göre bu işi gerçekleştiren bana takıntısı olan biri.
Anna: - Ne manada? Düşman ya da bir aşık?
Uri: - Her ikisi de olabilir. Önemli olan bu değil. Sonra bu kasabayı da iyi bilmesi gerekiyor. Yirmi kişinin ölümü… Kasabanın yeni evli çiftlerinin kim olduğunu bilmesi gerekiyor öyle değil mi Eric?
Eric ona kızgın gözlerle baktı ve
‘’ Haklısın.’’ Dedi.
Uri’nin lafı nereye getirmek istediğini daha yeni anlamıştı. Nasıl böyle bir tuzağa düşmüştü ki? Şimdi bütün gözler onun üstündeydi.
Uri ona küçümseyerek baktı. Kendisi kazanmıştı. Şimdi herkes onun yanında olmalıydı.
Luris sabah Uri’nin söylediklerini düşünüyordu. Evet, Uri haklı olabilirdi. Ama eğer Eric katilse neden yardımcı olmaya çalışacaktı ki? Bu durumda ya Eric doğru söylüyordu ya da masummuş gibi görünmeye çalışıyordu. Ama yine de aklı sabahki cümlelerdedi. Evli çiftlerin ölümü ile ilgili cümleler. Bunu onlara söylemeli miydi?
Luris: - Şey bu on sekiz kişinin ölümü tam olarak ne zaman gerçekleşmişti?
Eric: - Bu sabah işte. Yani altı civarı gibi. Bana cesetler ulaştığında saat sekizdi.
Uri, Luris’in ne diyeceğini anlamıştı. Onu engellemeliydi. Şayet engellemezse oyun tersine dönecekti. Eric Uri’yi kovalayacaktı.
Gabriel: - Ve şimdi saat on! Ve hala kimse bir şey yemedi. Ya kahvaltı yapmaya çalışıyoruz! Lütfen! İçim dışım cinayet zaten. Bari yemek yerken konuşmayalım. Eric bak, şu ekmeğe ve şu ekmeğin bal ve tereyağıyla buluşmasına! Muhteşem buluşma! Harika bir lezzet!
Gabriel sözlerini bitirdikten sonra herkes gülmeye başladı.
Gabriel: - Ne? Açken bir şey düşünemiyorum!
Jason: - Sana katılıyorum Gabriel. Hadi bir an önce yiyelim. İşimiz çok..
Gergin sofradaki kahvaltı uzun sürmedi.
Biten kahvaltı sofrasını Luris ile Uri toplamaya başladılar.
Jason ve Anna televizyonu ayarlayacaklardı.
Gabriel, Eric’e kasetleri soruyordu.
Kasetlerden haberi olmayan tek kişi Uri’ydi…
Spoiler:
Uri ile Luris mutfağa getirdikleri bulaşıkları toparlıyorlardı. Luris bulaşıkları makineye yerleştirdi. Uri ise mutfağı genel olarak toparlıyordu. Dolaba kaldırılması gerekenleri kaldırıyor, ekmekleri poşetlere yerleştiriyordu.
Uri: - Doktor bu sanıyorum.
Luris: - Evet.
Uri: - Hmm.. İlaçlarını mı getirdi buraya kadar.
Luris: - Ah, sana gerçeği söyleyeceğim. Tabi ki hayır. İnsanlar senin şu baskılarına dayanamazlar.
Uri: - Peki bana neden böyle davranıyorsun? Bana eskisi gibi olacağız diyen sen, benden kaçıyorsun.
Luris: - Çünkü… Çünkü senden korkuyorum! Çok tuhafsın. Daha bu sabah söylediklerin aklıma geliyor. Cinayetler de az bir zaman sonra olmuş zaten. O kadar karışık ki kafam. Nasıl tepkiler vereceğimi ne söyleyeceğimi şaşırıyorum.
Uri: - Luris.. Benden korkma. Sen de göreceksin benim suçsuzluğumu.
Uri, Luris’e sarıldı. Teselli verilmesi gereken kişi kendisi iken durum tam tersine dönmüştü.
Luris: - Sana inanıyorum. Her ne kadar seninle ilgili tuhaf şeyler olsada…
Uri: - Bana değil, bize inan.
Luris: - Hadi odaya geçelim.
Uri: - Eric’in ne getirdiğini söy…
Luris mutfaktan çıkmıştı. Uri’nin sözü yarım kalmıştı.
Herkes koltuklara oturdu. Kumandayı Uri’ye verdiler.
Uri içeriğini sormadı.
Film seyredecek değillerdi ya!
Jason: - Hazır mısınız?
Gabriel: - Hadi başlatın artık! Heyecandan yerimde duramıyorum.
Jason, Eric’e döndü.
Jason: - İçinde ne var?
Eric: - John’un ölümü. Nasıl olduğunu anlayacağız.
Uri bunu bekliyordu. John’un da ölmesi gerekirdi. Ötekiler gibi.
Uri: - Ne zaman öldü John?
Eric: - Bilmiyor musun kİ?
Uri: - Bilmiyorum.
Eric: - Bu sabah. Luris’i aradığımda söylemiştim ona. Aslında onun size söyleyeceğini sanmıştım ama söylememiş. Demek ki güvenilir biri.
Luris: - Aaa! Söylemeye utanır insan. Güvenmiyordun yani bana.
Eric: - Öyle bir şey ağzımdan çıktı mı?
Ericle Luris tartışmalarına devam ediyorlardı.
Jason’un bütün umutları yıkılmıştı. O John’u suçluyordu ama John’da ölmüştü. Bu durumda Uri haklıydı. Eric olmalıydı katil. Jason, Uri’ye dönüp baktı. Ölüm haberi almıştı ama yine de yerinde sakince oturuyor ve hiç tepki vermiyordu.
Uri bu tartışmadan sıkılmıştı.
Uri: - Tartışmanız bittiyse açıyorum.

Spoiler:

25 Haziran…
Saat: 19.00
Uri odaya girmişti. John ile bir şeyler konuşuyordu. ( Bu konuşma daha önceki bölümlerde geçiyor.)
***
Uri: - Burayı atlıyorum. Zaten ses yok.
Eric: - Ne konuşmıştunuz?
Uri: - Onu teselli ettim. Bu kadar.
***

Uri odadan dışarı çıkmıştı.
***

Uri kaseti durdurdu. Kazanmıştı. Masumdu.
Uri: - Bakın! Ben odadan çıktıktan sonra da yaşıyordu.
Jason: - Evet, öyle görünüyor.
Luris Uri’ye döndü ve tebessüm etti. Dostunun suçsuzluğu onu mutlu etmişti. Ama diğer yandan da ona söylediği sözlerden utanmıştı. Yine de her şey bitmiş değildi. Hala o olabilirdi. Ama ihtimali düşüktü.
Gabriel: - Hadi devam.
Jason: - Az kaldı. Bu katil bugün bulunacak!

***

Uri’nin odadan çıkmasından biraz sonra başka biri içeriye girmişti. Giren kişinin üstünde kapşonlu bir pelerin vardı. Pelerin siyahtı ve yere kadardı. Bu sayede kişinin hiçbir vücut hattı belli olmuyordu. Kamerayı arkasına almıştı. Yüzü görünmüyordu.
***
Gabriel: - Kahretsin! Kamerayı hesaplamıştır tabi. Erkek ya da kadın mı o bile belli olmuyor!
Jason: - Keşke sesler de olsaydı. O zaman anlardık.
Luris: - Neyse o kısmı boşverelim. Nasıl öldürdüğünü görelim.
***

Kişi, John’a doğru yaklaştı.
John o sırada sandalyeye oturmuş ve başını öne eğmişti. Kafasını kaldırıp gelen kişiye bakmaya tenezzül etmedi. Hiçkimseyle konuşacak durumda değildi.
John ağlıyordu.
Kişi kollarını boylu boyunca açtı. Pelerini yüzünden neler olup bittiği tam olarak görünmüyordu.
Kollarını indirdiğinde, John kanlar içinde yerde uzanıyordu. Kalbinin hizasında bir yarık açılmıştı.
***

Gabriel: - Ne yaptı şimdi bu?
Jsaon: - Gabriel! Bölüp bölüp durma.
Gabriel: - Sustum. Bir daha ağzımı açarsam…
***
Kişi John’a doğru eğildi. Elleriyle bir şeyler yapıyordu. Elinde eldivenleri vardı. John kıvranıyordu. Hala canlıydı. John geri geri sürünmeye çalışıyordu. Aynı zamanda bağırıyordu da. Sanki hiç kimse onun sesini duymuyordu. Boşa çabalıyordu.
Katil elini yarığa soktu.
Kalbini çıkardı.
Oluk oluk kan yarıktan çıkıyordu.
Her yer kan olmuştu.
Katilin avucunun içinde kalp duruyordu.
Katil tek elini boynuna götürdü.
Kolyesini çıkarıyordu.


***

Anna: - Yeter! Dayanamayacağım bu kadarı bana fazla!
Luris: - Ne oldu ki?
Uri kaseti durdurdu.
Anna: - Çok cinayet gördüm. Sonuçta bu işin içindeyim ama bunu kaldıramayacağım. Soğukkanlılığımı yitirdiğim için özür dilerim.
Jason: - Şey.. O zaman seni evine yollayalım. Başka olaylarla ilgilenirsin.
Anna: - İyi olur. Size yardım edemeyeceğim için üzgünüm.
Uri: - Kaset bitti galiba.
Eric: - Hayır daha bitmedi. Kendini göreceğin şeylere hazırla Uri. Her ne kadar sevmesende, o senin üvey baban.

Alıntı

Mitsu
GoingMerry

Üye7

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   234
Üyelik Tarihi:   28.07.2012
Rep Puanı:   5
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 234
Üyelik Tarihi: 28.07.2012
Teşekkürler: 0
3 Mesajına, 3 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 1,813.48Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Yok
Yorum: #2
RE: Kalp Kolleksiyoncusu - 10.08.2012, 18:23

Güzelmiş beğendim. Istiyorum Konu polisiye,gizem falan olacak anladığım kadarıyla yeni bölümü bekliyorum bakalım X3

[Resim: gwqd2.gif]
Alıntı

Uri
Yeni Üye

Üye Grubu

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   15
Üyelik Tarihi:   08.08.2012
Rep Puanı:   0
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 15
Üyelik Tarihi: 08.08.2012
Teşekkürler: 1
0 Mesajına, 0 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 163.99Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Utangac
Yorum: #3
Cvp: RE: Kalp Kolleksiyoncusu - 11.08.2012, 12:30

(10.08.2012 18:23)Mitsu Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.Güzelmiş beğendim. Istiyorum Konu polisiye,gizem falan olacak anladığım kadarıyla yeni bölümü bekliyorum bakalım X3

Evet öyle olacak. Istiyorum
Beğenmene sevindim X3 ve sanırım tek okuyan kişi de sensin.X3
Alıntı

Thair
~●:. [ ♥ Serbest Çevirmen ♥ ] .:●~

Üye4

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   146
Üyelik Tarihi:   27.07.2012
Rep Puanı:   2
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 146
Üyelik Tarihi: 27.07.2012
Teşekkürler: 0
2 Mesajına, 3 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 1,065.06Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Yok
Yorum: #4
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 2. Bölüm geldi] - 12.08.2012, 02:36

Okumaya fırsatım olmadı, ama okuyacağım.






[Resim: gintoki.png]
Alıntı

Mitsu
GoingMerry

Üye7

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   234
Üyelik Tarihi:   28.07.2012
Rep Puanı:   5
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 234
Üyelik Tarihi: 28.07.2012
Teşekkürler: 0
3 Mesajına, 3 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 1,813.48Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Yok
Yorum: #5
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 2. Bölüm geldi] - 13.08.2012, 14:25

Baktım yb gelmiş okudum hemen X3 güzel olmuş herzamanki gibi ellerine sağlık Istiyorum
Bir ben yorum yapıyorum diye moralini bozma sen Ahh yazmaya devam et Istiyorum Burdakilerin uzun yazı okuma fobisi varda Ciddi Merak etme bir ara onlarda okur yorum yaparlar Ahh

[Resim: gwqd2.gif]
Alıntı

Uri
Yeni Üye

Üye Grubu

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   15
Üyelik Tarihi:   08.08.2012
Rep Puanı:   0
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 15
Üyelik Tarihi: 08.08.2012
Teşekkürler: 1
0 Mesajına, 0 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 163.99Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Utangac
Yorum: #6
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 2. Bölüm geldi] - 13.08.2012, 16:44

İçimi rahatlattın. Zaten sen de okumasaydın konuyu kapatacaktım. Shy Desteklediğin teşekkür ederim. Istiyorum
Alıntı

Mitsu
GoingMerry

Üye7

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   234
Üyelik Tarihi:   28.07.2012
Rep Puanı:   5
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 234
Üyelik Tarihi: 28.07.2012
Teşekkürler: 0
3 Mesajına, 3 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 1,813.48Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Yok
Yorum: #7
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 3. Bölüm geldi] - 14.08.2012, 15:24

Ben desteklemeye sende yazmaya devam bakalım X3
Çokta uzun yazıyorsun gerçekten ellerine sağlık. :) Yeni bölümüde şimdi okudum gittikçe daha bir heyecanlı olmaya başladı Mah Ellerine sağlık tekrardan Istiyorum

[Resim: gwqd2.gif]
Alıntı

Uri
Yeni Üye

Üye Grubu

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   15
Üyelik Tarihi:   08.08.2012
Rep Puanı:   0
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 15
Üyelik Tarihi: 08.08.2012
Teşekkürler: 1
0 Mesajına, 0 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 163.99Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Utangac
Yorum: #8
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 3. Bölüm geldi] - 14.08.2012, 16:28
(Bu konu en son: 14.08.2012 tarihinde, saat: 16:43 düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: Uri.)

Teşekkür ederim..Shy Bölümler ilerledikçe heyecan artacak tabi..Istiyorum

(12.08.2012 02:36)Thair Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.Okumaya fırsatım olmadı, ama okuyacağım.
Bir an önce okumalısın.. Yazılar çoğaldıkça gözün korkabilir Istiyorum
Alıntı

sevda mevsimi
Yeni Üye

Üye9

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   419
Üyelik Tarihi:   18.11.2012
Rep Puanı:   2
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 419
Üyelik Tarihi: 18.11.2012
Teşekkürler: 1
15 Mesajına, 18 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 1,529.51Ap

Ruh Hali: Neseli
Yorum: #9
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 4. Bölüm geldi] - 23.11.2012, 16:21
(Bu konu en son: 23.11.2012 tarihinde, saat: 16:22 düzenlenmiştir. Konuyu düzenleyen: sevda mevsimi.)

konusu hoşuma gitti güzel ilerli
yor devamını da yazarsan okusum teşekkürler Istiyorum

[Resim: anime-cat-girl-kawaii-neko-Favim.com-234422.gif]
Alıntı

Cutmeheart
Kanagawa Oki Nami Ura

Çevirmen

width=200 height=200


Yorum Sayısı:   163
Üyelik Tarihi:   27.07.2012
Rep Puanı:   11
Şu anki Konumu:   Çevrimdışı
Yorum Sayısı: 163
Üyelik Tarihi: 27.07.2012
Teşekkürler: 3
11 Mesajına, 21 Teşekkür edildi.

Anikeyf Puan: 654.05Ap

Ürünler: (Tüm ürünleri görüntüle.)
Ruh Hali: Paranoyak
Yorum: #10
RE: Kalp Kolleksiyoncusu [ 4. Bölüm geldi] - 23.11.2012, 17:21

güzelmiş eline sağlık...

[Resim: yKUW32-tcEo.jpg]
Alıntı




Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Information Ein's World [4. Bölüm Eklendi] Thair 31 6,173 09.01.2013 17:04
Son Yorum: sevda mevsimi
  The Deathly Life | 2.Bölüm Geldi Platin 4 1,496 27.11.2012 21:51
Son Yorum: Platin
Exclamation KAGE IKE - 6. Bölüm Eklendi! LoveClaymore 20 3,970 13.08.2012 22:33
Son Yorum: Mitsu

Hızlı Menü:


İletişim | forum.Animekeyfi.tv | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi